Sunday, August 26, 2007
Saturday, August 25, 2007
penisine serum takılmış
yarası kanıyor
bırakayım kanlar aksın mı
bastırayım dursun mu
kangren olmuş kesip atayım mı
kanser hücrelerine yayılmış
şok ile tedavi gerek
ben doktormuydum
yoldan geçen mazlummuydum
sorumlumuydum
artarsa benden bağımsız sorumluluklar
korkup kaçarmıyım
durup savaşırmıyım
yorulurmuyum
dururmu kalbim yorgunluktan
durursa
kurtulurmuyum kurtulurmuyum kurtulurmuyum?
Thursday, May 24, 2007
Friday, May 04, 2007
kendi duyarsızlığında boğmak seni... gözyaşlarında el çırparak hayatın tadını çıkartmak çabasıyla dalgalandırmak umarsızca ruhunun mahremiyetini... çocuk heyecanları uyandırıp içinde kırıvermek sonra aniden oyuncaklarını mahsun, yaşlı gözlerinin önünde... durmak öylece iki adım uzağında tutmak isterken sen sana doğru gelir gibi uzaklaşmak senden... yüreğimi yumuşatamamanın burukluğunu tattırmak... kalbime giden yolda bile bile kaybedip bir kobay caresizliği ile kendi zihninde şaşırtmak seni... konuşmak için tutuştuğun, gözüne uyku girmediği zamanlarda taş kesilmek, sağır taklidi yapmak çaresizliğine caresizlik katmak... kendini tanımanın yetersizliğini hissettirerek beni anlama çabalarını sonuçsuz bırakarak 'ben geldim dediğin de', sana giriş kapısı yerine zihnimde ki uçurumun kapısını açarak düşmene göz yummak... sorduğunda niye diye,o kapıdan geçmeseydin demek... bana olan inancını ve sevgini yitirmeme çabalarını kendi hapishanene dönüştürmek... duvarlar üzerine üzerine gelirken kilitlemek kendi zihnin de seni... tüm umdunu yitirene dek hırpalamak seni... isyanın yanı başında sinsice güldüğü anda tatlı tatlı aynı gönül çelen tebessümle tutmak ellerini... sonunda demelisin ki; boktan şeyle bunlar! aşk, şiir, içli haller bir an tatmin eder fahişe tam üzerindeyken çeker gider.


severken diriliyor yalnızlığım
iki kişilik yalnızlığım
ne oluyor söyleyin
korkuyor mu telleriniz titremekten ask ile
siz verdiniz mi kendinizi?
beni benden istiyorsunuz
ruhu almanın daha zarif yolları vardır
ne oldu tutkularınıza?
karşı koyamadığınız heyecanınıza
dinleyin
çağırdınız beni
lakin kendinizi getirmeyi unuttunuz
Thursday, May 03, 2007
sıtkının sıyrılması
soganın zarı gibi
tereyagından kıl ceker gibi
ruhun bedenden ayrılıp ebedi istirahate dalması gibi
acının yüreği dağlaması
kalbin sızlaması gibi
kararın da kararsızlık kadar yorması
mezarımda ki çiçeklerin yolunması
ölürken gözümün açık kalması gibi
kolumun kefenimden fırlaması
ve beni sevenin buna sahit olması gibi
sessiz inlemelerin sessiz olması
haykırışın duyulmaması
gözyaşının aktığı yerde solması
kaktüsün zerre suya ihtiyacı yokken çiçeğin sudan başkasına ihtiyacı olmaması
birgün birinin kapı aralığından uzanıp sıtkı' nın kim olduğunu sorması gibi
Subscribe to:
Posts (Atom)