soganın zarı gibi
tereyagından kıl ceker gibi
ruhun bedenden ayrılıp ebedi istirahate dalması gibi
acının yüreği dağlaması
kalbin sızlaması gibi
kararın da kararsızlık kadar yorması
mezarımda ki çiçeklerin yolunması
ölürken gözümün açık kalması gibi
kolumun kefenimden fırlaması
ve beni sevenin buna sahit olması gibi
sessiz inlemelerin sessiz olması
haykırışın duyulmaması
gözyaşının aktığı yerde solması
kaktüsün zerre suya ihtiyacı yokken çiçeğin sudan başkasına ihtiyacı olmaması
birgün birinin kapı aralığından uzanıp sıtkı' nın kim olduğunu sorması gibi
süpermiş..
ReplyDeleteben de o sıtkı'yı merak ediyorum arasıra..:)
ReplyDelete"-sıtkı kim?" diye sordu
ReplyDeleteradyoda "kadınım" çalmaktayken
sıtkı;
sonra ekledi;
soğan terayağı ruh beden acı kalp yürek mezar çiçek ölüm gözyaşı haykırış kapı ne?
sıtkı bu kadar sıyrılmıştı ki, sıyırdı, sırıttı, sır'dı!